KÖR ne demek

Kör tdk sözlük anlamı nedir

  • 1. her yeri iyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür ya da odun parçası.
  • 2. sıfat mecazi kırmızı, kızıl. "Çeşme başında kor yanaklı bir kız çocuğu vardı"
  • 3. sıfatGörme engelli: Körü körüne duygululuk sanatçıyı da körün değneğiyle yolunu araması gibi zavallı duruma düşürür. -N. Cumalı.

    Keskinliği yeterli olmayan: Günün birinde ihtiyar çoban koyunun birini kör bir makasla kırkıyordu. -İ. H. Baltacıoğlu.
    Az aydınlık veren: Sahanlığın üstünde bir kör kandil yanıyordu. -H. R. Gürpınar.
    Kötü: Vakıa bu kör siyaset yüzünden Türklük Rumeli'den çıktı. -Y. K. Beyatlı.
    mecazi Arkası tıkalı olan veya işlek olmayan: Kör sokak.
    mecazi Olguları sezme ve kavrama yetisi, dikkati olmayan.
    mecazi Duyarlığını yitirmiş: Muhitimiz bize karşı her an kör, sağır ve şuursuzdur. -A. Ş. Hisar.

    Güncel Türkçe Sözlük Far. k°r
  • 4. Fransızca; Aveugle

    BSTS / Tıp Terimleri Kılavuzu
  • 5. Tahıllarda görülen sürme hastalığı.

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
  • 6. Sin, gömüt.

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
  • 7. Kullanılmış, eski pamuk.

    Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü
  • 8. bk. sürme.

    BSTS / Asalakbilim Terimleri Sözlüğü 1970
  • 9. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse.

    BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü İngilizce; blind 1974
  • 10. Mezar, kabir

    Tarama Sözlüğü 1969

Kör ingilizcesi

[Tirion] n. ember, cinder, coal
adj. blind, sightless, unsighted, unseeing, mole eyed, obtuse, blind as a bat, stone-blind, blunt, not sharp, dull

Kör cümle içinde kullanımı

Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli.
- Y. K. Beyatlı

Çekinmeyin! Siz de bir cümle kurun.